ilksatir-yayin-evi-kunye-Serda-Kranda-Kapucuoglu-

Serda Kranda Kapucuoğlu

Hayatta en sevdiği ve defalarca izlediği, her seferinde hem çok gülüp hem çok ağladığı film Nerdesin Firuze olan biri hakkında başka ne söylenebilir ki? Çocukluk yaşlarında Küçük Karabalık, Küçük Prens ve Martı gibi kitapları okuyunca bir daha iflah olmadı. Yaşar Kemal’den görmeyi, Oruc Aruoba’dan söylemeyi, Özdemir Asaf’tan inceliği, Ursula K. Le Guin’den olmayanı düşlemeyi ve Alexandre Dumas’dan şövalye ruhunu öğrendi.

Kitaplar kadar yazarlara hatta yazar adaylarına da düşkün (çünkü küçükken Martin Eden okumuş olabilir), belki bu yüzden vaktinin çoğunu “Nasıl Daha İyi Yazabilirim?” diyenlere destek olarak geçiriyor. Şarkıları, yemekleri, sefalı-neşeli-uçuş uçuşlu işleri ve insanları çok seviyor. Ekibin hayvan sever üyelerine gıpta etse de herhangi bir kedi ya da köpek edinmeyi düşünmüyor. Zeynep ve Beren’in annesi, eşi Metin’e bayılıyor ve etrafında insanların olmasını çok seviyor. “Kötü kitap yoktur, üzerinde yeterince çalışılmayan kitap vardır,” diyor ve mesleğine delice tutku duyuyor.

Müşkülpesent, “Mükemmel iyinin düşmanıdır,” sözüne hiç inanmıyor ve bu yüzden işi hiç bitmiyor. İnsan ve hayata dair her şey ilgisini çekiyor, küçük farkları, gizli motivasyonları ve derin arzuları kolluyor.